ALTIN 270,65
DOLAR 5,7541
EURO 6,3379
BIST 104.922
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Rize 21°C
Az Bulutlu

ÇAY

ÇAY NASIL ÜRETİLİR

Çay üretiminde ilk adım hasattır. Çoğu hasat halen elle yapılmaktadır ki, (düşündüğünüz gibi) çok emek gerektirmektedir. Bazı üreticiler elektrik süpürgesine benzer dallardaki yaprakları içine çeken bir makine kullanmaktadırlar. Bu son metot, yüksek kaliteli uç yaprakları ile dalın aşağısındaki adi yaprakları birbirinden ayırt edemediğinden ucuz çay türleri için kullanılmaktadır. (Türkiye’de hasat için torbalı makas kullanılmaktadır, A.R.Saklı)

Hasat edilen yapraklar iki üretim metoduna tabi tutulabilirler: CTC ve ortodoks. “ez, yırt, kıvır” (crush, tear,curl) kelimelerinin baş harflerinden oluşan CTC, başlıca düşük kaliteli çaylar için kullanılır. CTC üretimi makinelerle yapılır; onun ismi zaten yeterince açıklayıcıdır. Makineler, soldurulmuş çay yapraklarını hızla ezer, özsuyunun çoğunu zorlayarak dışarı atar, sonra yaprakları yırtar ve sıkıca top şeklinde kıvırır, sonunda hazır (instant) kahve kristalleri gibi bir görünüm alır. Sonra çay yaprakları fırınlanır ve kurutulur.

Çoğu çay uzmanları, bu metot yüksek kaliteli çayların gerektirdiği dikkatli muameleyi sağlamadığından, CTC çayı ile pek ilgilenmezler. Fakat CTC, mekanize bir süreç olduğundan çay sanayiinde önemli ve mantıklı bir role sahiptir. Aksi halde imha edilmesi gereken büyük hacimdeki yaprakların hızlı üretimine imkân tanır. Ayrıca orta kalitedeki yapraklardan güçlü ve kuvvetli bir tat elde etmede başarılıdır. Gerçekten pek çok çeşitteki yapraklar için CTC tercih edilen üretim metodudur.

Ortodoks üretim tarzı biraz daha karmaşıktır ve genellikle elle yapılır. Süreç; siyah, yeşil ve oolong çaylar için farklılık gösterir. Siyah çay üretimindeki temel adımlar; soldurma, kıvırma, oksidasyon ve kurutmadır.

İlk olarak, çay yaprakları solana ve yumuşayana kadar açıkta (gölgede olması tercih edilir) yayılır. Öyle ki, kırılmaksızın kıvrılmaları mümkün olacaktır. İkinci aşama kıvırmadır. Bu pek elle yapılan bir işlem değildir, daha çok makine ile yapılır. Kıvırma, tabii olarak yapraklarda bulunan çeşitli kimyasal maddelerin oksidasyonunu artırarak karışmalarına yardımcı olur. Kıvırmadan sonra yaprak yığınları parçalanmıştır ve oksitlenmeye hazırdır. Kıvırma esnasında başlayan oksitlenme, yaprağın farklılığına bağlı olarak belli bir zaman diliminde gerçekleştirilir. Uzun oksitlenme süresi genellikle tadı (flavor) daha az ama daha sert çay üretmeyi sağlar. Son olarak oksitlenme sürecini sona erdirmek için çaylar ısıtılır (fırınlanır) ve kurutulur sonra da depolanırlar.

Oolong tam olarak siyah çay gibi üretilir, sadece yapraklar daha az süre oksitlenirler.

Yeşil çay ise oksitlenmemiştir. Bazı türlerinde yapraklar soldurulmamıştır bile, sadece hasat edilmiş, fırınlanmış ve sevk edilmiştir.

 

ÇAYIN FAYDALARI

  • Oksidasyonu ve değişmeyi önler(antioksidant), kolesterol seviyesini düşürür, kandaki LDL seviyesini düşürür, kan basıncındaki artışları geciktirir, kırmızı kan hücrelerinin pıhtılaşmasını geciktirir, gıda alerjisini önler, bağırsaklardaki sindirimi geliştirir ve kokuyu önler.
  • Kan damarlarının bağışıklığını artırır, kan basıncını düşürür, kokuyu elimine eder.
  • Merkezi sinir sistemini uyarır, ruhu yükseltir, kalbi güçlendirir, astımı önler, metabolik nisbeti artırır.
  • Kan şekerinin yükselmesini önler (diyabete karşı).
  • Kan kanserini önler, anti-karsinojeniktir.
  • Anti-karsinojeniktir, kısırlığı önler.
  • Anti-karsinojeniktir, bağışıklığı artırır.
  • Anti-karsinojeniktir, iltihaplanmayı önler.
  • Diş çürüklerini önler.
  • Tadım hücrelerinin tat alma bozukluklarını önler, deri iltihaplanmasını önler, bağışıklık seviyesini düzenler.
  • Anti-karsinojeniktir, kalp kaslarının bozulmalarını önler.Bağışıklığını artırır, etil sindirimine yardım eder.

 

 

DEMLİKTE KALAN ÇAYI ATMAYIN

 

Ayağınız mı kokuyor?

Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.

Boğaz ağrılarında

Posaları süzülüp soğuyan demi boğaz ağrılarında ­gargara olarak kullanılır.
Buzdolabınız koku mu yapıyor?

Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.

 

Cildiniz çok mu yağlı?

Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi oğuşturun, balsam vazifesi görün.
Derinizdeki yaraların temizlenmesi

Çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz.


Eliniz balık, soğan mı kokuyor?

Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor. Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. İşte kurtarıcınız yine çay. Elinizi demli çayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı?

 

Gözünüz çapak mı yapıyor?
Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış gözlerinize ve etrafına tatbik edin.
Saçınız mat mı?

Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışılıyor.

 

Yemek yerken dilinizi mi ısırdınız?

Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir.

 

 

ÇAYIMIZ NASIL KURTULUR?

          Türk çayı için kurtuluş çaresi aramaya başlarken, çayımızın kurtulması gereken bir konumda olup olmadığını tartışmak faydalı olacaktır. Temel bir yaklaşım olarak; (1) yaş çaya tatminkâr bir fiyatı verilir ve (2) yaş çay bedeli bir sonraki yıla sarkmadan ödenebilirse, Türk çaycılığı üretici bakımından o yılı iyi geçirmiş demektir. Çayı değerlendirirken, sektörün en yaygın ekonomik ve sosyal tabanını oluşturan üretici açısından yaklaşmanın doğru olduğunu da kaydetmek gerekir.

Üreticiye yüksek yaş çay bedeli ve erken ödeme imkânlarının, istikrarlı bir biçimde ve Çaykur kaynaklarından sağlanamaması, sorunun temelini oluşturmaktadır. Her yıl Çaykur giderlerinin takriben 1/4’ünü oluşturan 80-100 trilyon lira gibi bir meblağ Hazine tarafından karşılanmazsa, Çaykur ödeme güçlüğü içine düşmektedir. Çünkü Çaykur’un gelirleri, giderlerinin yaklaşık 3/4’ünü karşılamaktadır.

Türk çaycılığı %145 gibi yüksek bir gümrük oranı ile korunduğu halde, iç piyasanın tamamına hakim olamamakta, yabancı çaylarla yarışacak kalitede siyah çay üretememekte ve ürettiği çayın maliyeti çok yüksek olmaktadır. Verimsiz bir işletmecilikle birlikte, Çaykur’un sürekli bir destekle yaşatılması anlamına gelen bu durumu bir sorun olarak kabul edersek, çayımızın bu durumdan kurtulması için çare arayışımız başlayacaktır.

Çay sektörümüzde, satın alınan yaş çay bakımından %65 civarında payı olan Çaykur gibi, %35 payı olan özel sektör de başarılı değildir. Öyleyse, çay sektöründe yapısal bir sorun olup olmadığına da bakmalı ve sorun kategorisini; “çay sektörü” ve “Çaykur” olmak üzere ikiye ayırmalıyız.

Ülkemiz çay sektörünün, Hindistan, Sri Lanka ve Kenya gibi büyük çay üreticisi ülkelerde var olan iki temel müesseseden yoksun olduğu görülmektedir. Bunlardan biri, çay sektörü ile ilgili bütün yetkileri elinde tutan üst yönetim organı olarak Tea Board (Çay Kurulu), diğeri ise sektörü kalite ve verimlilikte yarışır hale getiren Çay Borsası’dır.

Ülkemizde sektörün bütününü yöneten, sorunlarına eğilen ve düzenleme yetkisi kullanan bir kamu otoritesi olmaması, yaşanan sorunlara çözüm bulunmasını engellemektedir. Hem kamu hem özel sektör alanında yetkili, hem yaş çay hem kuru çay piyasalarını denetleyen bir kamu otoritesi olarak Çay Kurulu gerekli görülmektedir.

Diğer çay üreticisi ülkelerdeki yaş çay işleme tesis ve fabrikaları, Çay Borsası’nda yüksek fiyat bulacak kaliteli siyah çay üretmeye odaklanırlar. Çaylarını borsada sattıklarından, profesyonel bir çaba gerektiren paketleme, marka oluşturma, reklâm ve pazarlama faaliyetlerine girişmelerine gerek kalmaz. Aslında paketleme ve pazarlama faaliyeti, ülke çapında bir kampanya gerektirdiğinden, küçük fabrika ve tesislerin işi de değildir. Halbuki ülkemizdeki irili ufaklı ve sermaye yapısı zayıf fabrikalar, bu faaliyetlere girişmek zorunda kalmışlar ve bir çoğu da bu faaliyetlerle başa çıkamayarak batmıştır. Çay Borsası kurularak, yaş çay işleme tesislerinin kaliteli kuru çay üretmeye odaklandırılması sağlanmalı, sektör kalitede yarışır hale getirilmelidir.

Çay sektörü bağlamında yapılması gerekenleri böylece sıraladıktan sonra, Çaykur’a bakalım. Çaykur’un üzerindeki aşırı istihdam yükünün 4-5 yılda kaldırılarak giderlerini karşılayacak duruma gelmesi mümkün ise de, mevcut yapı ile KİT anlayışından kaynaklanan atalet ve verimsizliğin tamamen önüne geçmek kabil değildir. İşini kaybetme riski olmayan, çalışmakla takdir – çalışmamakla tekdir edilmeyen bir kamu çalışanı zihniyeti ile bir yere varmak mümkün görülmemektedir. Çaykur’un kurtuluşu ile ilgili detayları bir başka yazıya konu edeceğiz.

 

 

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nde Dış Alımlar Uzmanı olarak görev yapmakta olan  Ali Rıza SAKLI Bey’e yazılarından dolayı teşekkür ederiz.