Tulum, oğlak derisinden yapılır. Tüyler temizlendikten sonra ters çevrilir, ön ayaklardan birine tahta boru lülük, arka ayaklardan birine de nav bağlanır. Tarihi konusunda kesin bilgi olmamakla birlikte yörenin en eski nefesli çalgısıdır. Rize, Artvin’de kullanılan nefesli bir çalgıdır.
İskoçya’da kullanılan gaydanın atası olan tulum, benzeri nefesli sazların, Romalılar tarafından Avrupa’ya taşındığı sanılır. Gaydadan farkı, pes sesleri kontrol edebilmesidir. Evliya Çelebi 17. yüzyılda “dankiyo tulum sazı” diye tanımladığı bu müzik aletini, Rize Lazları’nın icat ettiğini yazmıştır.
Kemence Farsça kökenli bileşik bir kelimedir. Aynı dildeki “keman” küçültme eki olan “çe” kelimesinin bir araya gelmesi ile oluşmuş olup “yayla çalınan küçük saz” anlamını taşır. Kemençe kelimesi bugün Türkiye dışında İran, Ermenistan, Yunanistan, Gürcistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkede kullanılmaktadır. Karadeniz kemençesi Doğu Karadeniz Bölgesi dışında Yunanistan ve diğer ülkelere göç etmiş olan Karadeniz kökenli mübadil Rumlar tarafından da halen yaşatılmaktadır. Ayrıca Trabzon ve çevresinden göç eden Ermenilerinde bu sazı kullandıkları bilinmektedir.
Kemence çalınırken, sol elle sapından havada tutulur: aynı elin parmaklarıyla tellere basılarak istenen sesler bulunur. Bir tel üstünde melodi çalınırken yay bu telin yanındaki telke de sürülür.
Rize kemençesinin boyu 50-60 cm dir. Baş, boyun ve gövde kısımlarından oluşur.
Baş: 9 cm. En üst bölümdür. Bir kalp şeklini andırır. Üzerinde üç teli akort edecek burgular vardır. Burgulara halk dilindekulak denilir. Tellerin geçtiği yere de tel yeri denir.
Boyun-Sap : Çevresi 9-10 cm’dir. Üst kısmında el yeri vardır.
Gövde- Tekne : Üst sapla birleştiği yerde genişlik 5-6 cmdir, alt kısma doğru genişler.En geniş yer 8 cm olur.Teknenin yan taraflarında ikişerden dört delik olup sesin çıkmasını temin eder. Teller kapak denilen kısmın üzerinden geçer. Tellerin üzerinden geçtiği deliklere kaşlar denir. İki kaş arasında tellerin düzgün biçimde durmasını sağlayan eşek adlı bir parça vardır.
Teller : Kemençede üç tel bulunur. Zil, sağır ve bağırsaktan yapılan bom.
Kurbağa : Tellerin sicimle bağlandığı bölüme kurbağa veya akrep denir.
Yay / Sayta : Kalemden biraz kalınca yuvarlak yahut dört köşe olup kemence tellerine sürülerek ses çıkmasını sağlar. Uç kısımlarına hayvan kılları istenilen sayıda bağlanır. Genellikle iyi ses çıkarması için reçine sürülür.
Yapımı: Kurutulmuş erik veya dut ağacından yapılır. Yapılacak büyüklükteki ağaç kesilip pizma haline getirilir. Dış kasnağın şekli çizildikten sonra oyulur. Etraf şekillendikten sonra iç kısımlar özel aletlerle oyulur.Çevre kalınlığı 0.5 cm’dir. En son rötuştan sonra zımpara çekilir. Kapak tahtası çamdan hazırlanır. İyice inceltildikten sonra köprü yeri işaretlenir. Her iki yanına 1, 1,5 cm ara ile ince delikler açılarak orta kısmına yakın ince bir direk yerleştirilir. Üzerine kapak konarak yapıştırılır Etrafı cilalanır. Tel bağlama yeri, köprü, ve germe tıpaları konarak üç tel takılır. Akortu yapılarak hazır hale getirilir.
Türkülerimizin kendine has özellikleri sayesinde hemen fark edilirler. Türküde dört mısra vardır. İkinci mısra ile dördüncü mısra kafiyelidir.İlk iki mısra son iki mısra anlam bakımından ilgisiz olabileceği gibi ilgili olanları da vardır.Sevdalık türküleri, en çok görülenlerdendir.Yörede atma ve karşı beri atma türküleri tek taraflıdır.Karşı beri atma türkü ise iki kişi arasında olur.
Türküler beyitler halinde de söylenir. Günlük hayatın akışı içinde herkes atma türkü söyler. Kız-erkek, kadın-kız, baba-evlat, gelin-kaynana, gelin-kayınbaba, karı-koca, arasında söylenen atma türküler yaygındır. Atma türküler hemen her konuda, önceden bir hazırlık olmadan irticalen söylenir.
Atma Türkü
Ey sarmaşuk sarmaşuk Sarildun kollaruma
KAÇKAR’dan çikayiken Kar vardi yollaruma
Başum ağerur başum Yastuğa damlar yaşum
Uşak gelma peşumden Vurur seni kardaşum
Derenun kenarina Kukulali taşlari
Sevdum kavuşturmayi Koyun yaramazlari
Uşak kaşlarun kara İçuma vardur yara
Nasil sevdum ben seni Olsun başuma bela
Duman dağlari yarar Hasretun beni sarar
Birakup gittun beni Gözumden yaşlar damlar
Sarmaşuk sarukmaşuk Uzun yollar dolaştuk
Yarki gelsun akluma Elumden düşer kaşuk
Bu dere olum bolum Uzundur benum yolum
Sevdaluğun adini Kalbumden attum balum
Suyun dibine yilan Bakiyor dolgun dolgun
Yardan fotoğraf aldum Biraz çehresi solgun
Donupta ne bakersen Kenduni ne sanersen
Ben herkesa benzemem Kiz kenduni yakersen
Kirmizi mintanuna Beyaz pulun olayim
Koy beni cepleruna Senunlan dolanayim
TULUMCİ YASEMİN:
Eğretiyim bitmamiş Çikmam köyi yikmamiş
Habu kaybana koya Benmi oldum siğmamiş
MADEN MÜHENDİSİ SERKAN:
Yol ustina eğreti Yollari serin etti
Habu konişmalarun Beni hep deli etti
TULUMCİ YASEMİN:
Denizun ortasina Elek dönüyor elek
Ben çikmazdum köyumden Çikardi beni felek
MADEN MÜHENDİSİ SERKAN:
Denizun ortasina Gül koydum gül tasina
Benum yarum benziyi Felek yumurtasina
TULUMCİ YASEMİN & MADEN MÜHENDİSİ SERKAN
KAÇKAR KÖYÜNDEN