ALTIN 271,9745
DOLAR 5,6497
EURO 6,2679
BIST 95.286
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Rize 26°C
Gök Gürültülü

MÜZİĞİMİZ VE TULUM

Tulum

Tulum, oğlak derisinden yapılır. Tüyler temizlendikten sonra ters çevrilir, ön ayaklardan birine tahta boru lülük, arka ayaklardan birine de nav bağlanır. Tarihi konusunda kesin bilgi olmamakla birlikte yörenin en eski nefesli çalgısıdır. Rize, Artvin’de kullanılan nefesli bir çalgıdır.

İskoçya’da kullanılan gaydanın atası olan tulum, benzeri nefesli sazların, Romalılar  tarafından Avrupa’ya taşındığı sanılır. Gaydadan farkı, pes sesleri kontrol edebilmesidir. Evliya Çelebi 17. yüzyılda “dankiyo tulum sazı” diye tanımladığı bu müzik aletini, Rize Lazları’nın icat ettiğini yazmıştır.

 

Kemençe

Kemence Farsça kökenli bileşik bir kelimedir. Aynı dildeki “keman” küçültme eki olan “çe” kelimesinin bir araya gelmesi ile oluşmuş olup “yayla çalınan küçük saz” anlamını taşır. Kemençe kelimesi bugün Türkiye dışında İran, Ermenistan, Yunanistan, Gürcistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkede kullanılmaktadır. Karadeniz kemençesi Doğu Karadeniz Bölgesi dışında Yunanistan ve diğer ülkelere göç etmiş olan Karadeniz kökenli mübadil Rumlar tarafından da halen yaşatılmaktadır. Ayrıca Trabzon ve çevresinden göç eden Ermenilerinde bu sazı kullandıkları bilinmektedir.
Kemence çalınırken, sol elle sapından havada tutulur: aynı elin parmaklarıyla tellere basılarak istenen sesler bulunur. Bir tel üstünde melodi çalınırken yay bu telin yanındaki telke de sürülür.
Rize kemençesinin boyu 50-60 cm dir. Baş, boyun ve gövde kısımlarından oluşur.
Baş: 9 cm. En üst bölümdür. Bir kalp şeklini andırır. Üzerinde üç teli akort edecek burgular vardır. Burgulara halk dilindekulak denilir. Tellerin geçtiği yere de tel yeri denir.
Boyun-Sap : Çevresi 9-10 cm’dir. Üst kısmında el yeri vardır.

Gövde- Tekne : Üst sapla birleştiği yerde genişlik 5-6 cmdir, alt kısma doğru genişler.En geniş yer 8 cm olur.Teknenin yan taraflarında ikişerden dört delik olup sesin çıkmasını temin eder. Teller kapak denilen kısmın üzerinden geçer. Tellerin üzerinden geçtiği deliklere kaşlar denir. İki kaş arasında tellerin düzgün biçimde durmasını sağlayan eşek adlı bir parça vardır.

Teller : Kemençede üç tel bulunur. Zil, sağır ve bağırsaktan yapılan bom.

Kurbağa : Tellerin sicimle bağlandığı bölüme kurbağa veya akrep denir.
Yay / Sayta : Kalemden biraz kalınca yuvarlak yahut dört köşe olup kemence tellerine sürülerek ses çıkmasını sağlar. Uç kısımlarına hayvan kılları istenilen sayıda bağlanır. Genellikle iyi ses çıkarması için reçine sürülür.
Yapımı: Kurutulmuş erik veya dut ağacından yapılır. Yapılacak büyüklükteki  ağaç kesilip pizma haline getirilir. Dış kasnağın şekli çizildikten sonra oyulur. Etraf şekillendikten sonra iç kısımlar özel aletlerle oyulur.Çevre kalınlığı 0.5 cm’dir. En son rötuştan sonra zımpara çekilir. Kapak tahtası çamdan hazırlanır. İyice inceltildikten sonra köprü yeri işaretlenir. Her iki yanına 1, 1,5 cm ara ile ince delikler açılarak orta kısmına yakın ince bir direk yerleştirilir. Üzerine kapak konarak yapıştırılır Etrafı cilalanır. Tel bağlama yeri, köprü, ve germe tıpaları konarak üç tel takılır.  Akortu yapılarak hazır hale getirilir.

Horon

Atma Türkülerimiz

Türkülerimizin kendine has özellikleri sayesinde hemen fark edilirler. Türküde dört mısra vardır. İkinci mısra ile dördüncü mısra kafiyelidir.İlk iki mısra son iki mısra anlam bakımından ilgisiz olabileceği gibi ilgili olanları da vardır.Sevdalık türküleri, en çok görülenlerdendir.Yörede atma ve karşı beri atma türküleri tek taraflıdır.Karşı beri atma türkü ise iki kişi arasında olur.

Türküler beyitler halinde de söylenir. Günlük hayatın akışı içinde herkes atma türkü söyler. Kız-erkek, kadın-kız, baba-evlat, gelin-kaynana, gelin-kayınbaba, karı-koca, arasında söylenen atma türküler yaygındır. Atma türküler hemen her konuda, önceden bir hazırlık olmadan irticalen söylenir.

 

 

Atma Türkü

Ey sarmaşuk sarmaşuk Sarildun kollaruma

KAÇKAR’dan çikayiken Kar vardi yollaruma

 

Başum ağerur başum Yastuğa damlar yaşum

Uşak gelma peşumden Vurur seni kardaşum

 

Derenun kenarina Kukulali taşlari

Sevdum kavuşturmayi Koyun yaramazlari

 

Uşak kaşlarun kara İçuma vardur yara

Nasil sevdum ben seni Olsun başuma bela

 

Duman dağlari yarar Hasretun beni sarar

Birakup gittun beni Gözumden yaşlar damlar

 

Sarmaşuk sarukmaşuk Uzun yollar dolaştuk

Yarki gelsun akluma Elumden düşer kaşuk

 

Bu dere olum bolum Uzundur benum yolum

Sevdaluğun adini Kalbumden attum balum

 

Suyun dibine yilan Bakiyor dolgun dolgun

Yardan fotoğraf aldum Biraz çehresi solgun

 

Donupta ne bakersen Kenduni ne sanersen

Ben herkesa benzemem Kiz kenduni yakersen

 

Kirmizi mintanuna Beyaz pulun olayim

Koy beni cepleruna Senunlan dolanayim

 

 

TULUMCİ YASEMİN:

Eğretiyim bitmamiş Çikmam köyi yikmamiş

Habu kaybana koya Benmi oldum siğmamiş

 

 MADEN MÜHENDİSİ SERKAN:

Yol ustina eğreti Yollari serin etti

Habu konişmalarun Beni hep deli etti

 

TULUMCİ YASEMİN:

Denizun ortasina Elek dönüyor elek

Ben çikmazdum köyumden Çikardi beni felek

 

MADEN MÜHENDİSİ SERKAN:

Denizun ortasina Gül koydum gül tasina

Benum yarum benziyi Felek yumurtasina

 

TULUMCİ YASEMİN & MADEN MÜHENDİSİ SERKAN

 KAÇKAR KÖYÜNDEN