DOLAR 44,4684 0.19%
EURO 51,2648 -0.07%
ALTIN 6.417,412,74
BITCOIN 29584140.52439%
Rize
10°

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

Yakup ASMALI

Yakup ASMALI

06 Mayıs 2026 Çarşamba

MELYATDERESİ MEYVELENİYOR 3 PROJESİ DEVAM EDİYOR ….

MELYATDERESİ MEYVELENİYOR 3 PROJESİ DEVAM EDİYOR ….
0

BEĞENDİM

Melyatderesi Derneği olarak, 19 yıldır, kuruluşumuzdan bugüne kadar çevreye ve doğaya katkı sağlayacak büyük projeleri hayata geçirdik. Yaşanılabilir bir çevrede dalından koparılarak yenilebilir bir meyveye ulaşmak, Gelecek kuşaklara daha sağlıklı bir çevre, yeşil bir memleket bırakmak, amacıyla başladığımız “MELYATDERESİ MEYVELENİYOR 3” adı ile meyvecilik konusunda eğitim verilmesi projesine devam ediyoruz…
28 Mart 2026 tarihinde Merdivenli köyünde, köylerden gelen katılımcı sayılarına göre sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki ayrı oturumda gerçekleşen etkinlikte; yöre halkının geçimine katkı sağlayacak gelir imkânları oluşturmak amacı ile yöremiz hayırsever iş insanları ER DENİZCİLİK’ten Cihan ERGENÇ ve AKAR GRUP’tan Rasim AKAR’ın katkılarıyla düzenlenen etkinlikte Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı Bölümünden Prof. Dr. Turan YÜKSEK’in yöre halkına meyve yetiştiriciliği üzerine bir eğitim vereceği duyurulmuş ancak Prof. Dr. Turan YÜKSEK’in babasının rahatsızlığı sebebi ile son anda katılamaması üzerine, etkinliğe katılan konusunda uzman misafirler ve yöre halkının bilgi ve deneyimlerini paylaşarak programın başarıyla tamamlanmasını sağlandı.
Program akışında;
Budama ve fidan ekim teknikleri konusunda bilgi veren Doğuş Çay’da görevli Atatürk üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü mezunu Ali Emre PINARBAŞ, 19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü mezunu Şemsi YILMAZ,
Yöremizdeki tarımsal ürünlerin ekonomiye katkıları hakkında açıklama yapan RTE üniversitesi Pazar MYO öğretim üyesi Dr. Mehmet TATOĞLU,
Araştırmacı Gazeteci Yazar Murat Ümit HİÇYILMAZ,
Ekolojik Meyveciliğin ekonomiye katkıları hakkında bilgi veren Riport (Rize Limanı) Yönetim Kurulu Başkanı Asım ÇİLLİOĞLU,
Fidan dikimi konusunda bilgi veren Ziraat Mühendisi ve aynı zamanda Fuat Ergenç İlköğretim Okulu Müdiresi Safiye KURT,
Suni (Avrupa) gübresinin toprağımıza verdiği zararlardan bahseden Tektaş (Bogina) Köyünden Çaykur Genel Müdür Eski Yardımcısı Osman KESER,
Meyve aşılama işlemi konusunda bilgilerini aktaran yöre halkından Balıkçı (Zelek) Köyünden Dursun Ali OĞUZ ve Levent (Çoço) Köyünden Erol GEÇİM,
Bitki çoğaltma hakkında bilgi veren Balıkçı (Zelek) Köyünden Dursun Ali YÜZSEVEN ve Erenler (Venekdere) Köyünden Osman KIRAL,
Çevresindeki tüm arazilere meyve fidanı diken ve tüm fidanları ağaca dönüşerek meyve veren Merdivenli (Melyat) Köyünden Ayşe AKSU,
Ev atıklarından gübre üretimi yapan ve tecrübelerini paylaşan Merdivenli (Melyat) Köyünden Yıldız ERGENÇ,
Konuya ilişkin bilgi ve deneyimlerini aktardı.
Program sonunda eğitime katılan tüm katılımcılara katılım sertifikaları ile birlikte elma, armut, portakal, likapa ve karayemişten oluşan toplamda 2.500 adet meyve fidanı dağıtıldı.
Üç yılda toplamda 6.500 adet meyve fidanının dağıtıldığı projede, uzun vadede yöre halkının geçimine katkı sağlayacak gelir imkânlarının oluşturulması amaçlanmaktadır.
Program öncesinde, dağıtılan fidanların önceden araçlara tasnif edilmesi, davetlilerin tek tek aranması, herkes için sertifika düzenlenmesi, okuldaki salonun düzenlenmesi, sandalyelerin temini, taşınması ve yerleştirilmesi gibi büyük ve zorlu bir hazırlık çalışmasının olduğunu bilmenizi isteriz.
Etkinliğin duyurulmasını sağlayan ve afişleri hazırlayan Tan Reklamcılıktan kendisi de Melyat yeğeni olan Ömer AVCILAR’a,
Şehir dışından gelen fidanların tasnifinde yardımcı olan Ziya SÜSLÜ, Hamit SARI, Kasım DEMİRCİ, İmdat BABA ile Derneğimizin eski başkanlarından Alaettin AKTEPE’ye,
Sandalye taşıma için destek olan İsmail TAFRALI ve Merdivenli (Melyat) köyü muhtarı Ali AKARDAŞ’a,
Katılımcıların aranmasında destek olan Yıldız AKSU ALAY ve Hanife ASMALI’ya
Fidan eğitimini gün boyu videoya alan Tolga KAYABAŞ’a,
Sıcak çay servisi için Doğuş Çay’a,
Rize Simidi ikramı için Çayeli Hatipoğlu Fırından Mustafa MAKAS’a,
Kaşar peynirleri ikramı Çayeli Hemşin Şarküteriden, Erdem İPSUZ’a,
Etkinlik için günübirlik İstanbul’dan gelen ve fidan eğitimine katılan, etkinlik sonunda dron ile fotoğraf ve video çekimleri yapan Ramazan TEVGE’ye,
Fidanların dağıtımında görev alan Arif AKSU, Cavit AKSU, Kasım DEMİRCİ, İlhan AKSU, Arif TABİLOĞLU, Ali Rıza ALAY’a,
Etkinlik boyunca araçlarını hizmetimize sunan ve her aşamada yanımızda olan Caner AKSU’ya,
Etkinliğin duyurulması için köy gruplarında paylaşan ve etkinlik boyunca fiilen de yanımızda olan deremiz muhtarlarına,
Sonsuz teşekkür ederiz.
Ayrıca etkinlik sırasında Derneğimize üye olan 45 kişiye (isimleri daha sonra duyurulacaktır) destekleri için teşekkür ederiz.
Bu etkinliğin gerçekleşmesini sağlayan Cihan ERGENÇ ile Rasim AKAR’a ve etkinlik için İstanbul’dan tam kadro gelen Yönetim Kurulu Üyelerimize emekleri için teşekkür ederiz.
Sizler de fidanların yeşerdiği bu yolculukta gönüllü fidan ekicilerimiz olarak aramızda yer alabilirsiniz. Dağıtılan fidanların dikilmesi ve meyve vermesini sağlayarak geleceğe nefes olabilirsiniz. Ayrıca proje kapsamında dağıtılan fidanların ekilmesi ve büyümesi süreçlerini fotoğraflayarak bizlerle paylaşabilirsiniz.
MELYATDERESİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU
Yakup ASMALI | Başkan | 0532 683 40 80
Gülay AKSU | Başkan Yardımcısı | 0532 764 72 53
Muammer BAKIR | Genel Sekreter | 0535 568 72 93
Ayhan AYTEPE | Sayman | 0536 254 01 33
Mehmet Ali UYUMAZ | Üye | 0532 737 00 00
Devamını Oku

GENEL KURULA DAVET

GENEL KURULA DAVET
0

BEĞENDİM

Yönetim Kurulumuz toplanarak 21.12.2025 Pazar günü saat 12:00 de Hasanpaşa Mh. Nabizade Sk. No:47 Kadıköy/İstanbul adresinde bulunan Nabizade Konağı (Pazarlılar Birliği Derneği)nde aşağıda yazılı gündem maddelerine göre ‘’olağan genel kurul’’ toplantısının yapılmasına, çoğunluk sağlanamadığı taktirde 28.12.2025 tarihinde yine aynı yerde ve saat te yapılmasına, dernek üyelerimize mesaj gönderilerek veya internet sitesinde yayınlayarak duyurulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.

 

GÜNDEM

1- Açılış ve Yoklama.

2- Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunması

3- Başkanlık Divanın oluşturulması

4- Yönetim Kurulu Faaliyet raporunun okunması

5- Denetim Kurulu raporunun okunması

6- Yönetim Kurulunun ibrası

7- Denetim Kurulunun ibrası

8- Üye aidatlarının yeniden belirlenmesi

9- Üst Kurul Delegelerinin seçilmesi

10- Yönetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi

11- Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin seçilmesi

12- Dilek ve temenniler

13- Kapanış

 

.

Devamını Oku

BİR DERENİN BALIĞIYIZ BİZ KAFESLERE SIĞMAYIZ

BİR DERENİN BALIĞIYIZ BİZ KAFESLERE SIĞMAYIZ
0

BEĞENDİM

RİZE PAZARLILAR İSTANBUL’DA TEK SLOGAN ALTINDA BULUŞTU

BİR DERENİN BALIĞIYIZ BİZ KAFESLERE SIĞMAYIZ

Rize Pazar’ da yapılması planlanan Kafes Balıkçılığı projesine karşı gelmek için İstanbul’da yaşayan memleket sevdalıları İstanbul Pazarlılar Birliği ve Melyatderesi Derneği organizasyonluğunda bir araya geldiler.

 

YÖREMİZİN YANINA BU PROJENİN SONUNA KADAR KARŞISINDAYIZ

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan İstanbul Pazarlılar Birliği Başkanı Mustafa Adem ATAR sürecin başından takipçisi olduklarını ve konu Pazar olunca konu çevre olunca her türlü desteği vereceklerini aktardı.

Melyatderesi Derneği Başkanı Yakup ASMALI ise kafes balıkçılığını yöreye vereceği zararların yanında uçuş güvenliğine de olan zararlarını anlattı ve mücadele sürecinde sonuna kadar destekçi olacaklarını ifade etti.

İstanbul Pazarlılar Birliği ve Melyatderesi Derneği yönetim kurulu üyesi Gülay AKSU her iki derneğin kafes balıkçılığına karşı mücadele ettiğini aktardı ve tüm katılımcılara katılımlarından dolayı teşekkür etti.

 

BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ

Programa Ankara’dan gelerek katılan, Ziraat Mühendisi ve Tarım Danışmanı, Öğretim üyesi İbrahim OĞUZ Kafes Balıkçılığı projesine neden karşı çıkmalıyız sorusuna tüm yönleri ile açıklık getirdi, sürecin hukuksal boyutunu ve mahkeme süreçlerini tüm hatları ile anlattı ve 15 Ekim 2025 Çarşamba günü Rize’de yapılacak mahkemeye tüm katılımcıları davet etti.

PAZARLILAR YANLIŞA GEÇİT VERMEZ

İbrahim Oğuz’un ardından söz alan konuklar;

Örnek Köyü Derneği Başkan Yardımcısı Yunus NEBİOĞLU,

Rize Dernekler Federasyonu (RİDEF)  Yönetim Kurulu üyesi Mümtaz YILDIRIM,

Şair – Yazar İbrahim KARACA,

Eğitmen- Yazar Ömer ASMALI,

Prof. Dr. Taner GÖREN,

İstanbul Pazarlılar Birliği yönetim kurulu üyeleri Şenol NAİBOĞLU, Hasan Basri CANCA, Selim ÇİLLİ,

Balıkçı köyü halkından Hasan KAMBAY, Sabri KURU ve

Pazar Spor Kulübü yönetim kurulu üyesi Yunus ÇATAN konu hakkında görüşlerini aktardılar ve mücadelenin sonuna kadar destekçisi olacaklarını açıkladılar.

Mücadele sürecinde birlikte hareket etmenin önemi herkesçe vurgulandı,

Projeye karşı toplanan imza kampanyasına katılım sağlandı.

 

Gülay AKSU

12.10.2025

Kadıköy / İSTANBUL

 

 

 

 

Devamını Oku

kırmızı benekli alabalıklarımız DEREMİZ ile buluştu

kırmızı benekli alabalıklarımız DEREMİZ ile buluştu
0

BEĞENDİM

Deremizde nesli tükenmeye yüz tutmuş yöremize özgü Kırmızı Benekli Alabalığın neslinin devamı ve türünün yaygınlaştırılması konusunda gerekli çalışmaların yapılması amacıyla çalışmalar yürütmekteyiz.

 

Melyatderesi Derneği olarak; 2013 yılından bu yana her yıl düzenli olarak yüzbinlerce yavru alabalık salınımı yapılmıştır.

 

Her yıl olduğu gibi bu yılda, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Trabzon Şube Müdürlüğü Maçka Altındere Alabalık üretme istasyonunda üretimi yapılan yavru kırmızı benekli alabalıkların melyatderesi ile buluşması sağlanmıştır.

 

Melyat Deresinin kaynağı olan ve su bakımından daha temiz ve oksijen miktarının daha bol olduğu noktalar tespit edilerek yavru alabalıklar deremize bırakılmıştır.

 

Erenler (venekdere) köyü Muhtarı Hüseyin (Şükür) ÖZDEMİROĞLU ile

Yavuzlar (zuğapa) Köyü Muhtarı İbrahim KANDEMİR ile

Levent (çoço) Köyü Demirciler mahallesinden Kasım DEMİRCİ’ye

 

Doğa Koruma ve Milli Parklar 12. Bölge Müdürü Cüneyt ALOĞLU’na projemize verdiği destekten dolayı teşekkür ederiz.

 

ALABALIĞIMIZI YOK ETMEMEK BİZİM ELİMİZDE..

Emeği geçen herkese teşekkür ederiz

Yakup ASMALI

 

Devamını Oku

ÖMER ASMALI’dan AÇIK MEKTUP

ÖMER ASMALI’dan AÇIK MEKTUP
0

BEĞENDİM

 

ÖLÜMÜN KIYISINDA YAŞAM | AÇIK MEKTUP

Bu mektup dostlarıma yaşamış olduğum serüvenin satırlara dökülmüş halidir. Karamsar bir yazı şekli olduğunu kabul ediyorum ancak yazılmasının gerekli olduğunu değerlendiriyorum. Sizlerin medyada duyduğunuz ayağıyla hastahaneye gitti ve bir daha geri gelemedi anonsuna yazık oldu deyip geçiyordunuz, bende öyleydim şüphesiz. Bu yazı belki de hayatımın özet bir muhasebesidir. Hiç düşündünüz mü ecel beni nerede yakalayacak diye. Bu durum mutlaka bir yerde tecelli edecek ama nerede? Hayatım boyunca bir çok yazıyı kaleme aldım ancak bu tür bir yazıyı yazacağımı hiç düşünmemiştim. Ne demiş atalarımız ‘’ne oldum değil ne olacağım diye düşün’’. İnsan oğlunun hayatının nasıl seyredeceği her zaman kendi elinde olmayabilir kader çizgisinin götürdüğü yere kadar da olabilir. Kısaca sonu belli olan bir yola revan oluyoruz. Bu durum bizi daha kaliteli, adil ve yaşanabilir bir dünya için vereceğimiz mücadele için sebeplerden biri olmalıdır.

Ölüm bir canlının yaşam faaliyetlerinin bitmesi anlamındadır. Soğuk ve ürpertici bir kelimedir değil mi ölüm? Bunun yanında hayatımızın belki de tek gerçeğidir. Hepimiz er veya geç kabullenemezsek de bu gerçekle karşılaşacağız.

 

Benim durumum elbette birçok kişide olmuştur ve muhtemel de olacaktır. Dediğim gibi bu yazı kişisel görünse de amacı o değildir. Amacı, yaşam savaşının içinde insanların sevgi, saygı ve merhamet duygularının da yeşermesi olmalıdır. Zira, hayat çok kısa birbirimize adil ve hoş görülü davranmamız önemlidir. İnsanın başına gelmeyince neyin ne olduğunu anlamıyor. Bu nedenle bu hikaye işe gitmek amacıyla sabahın köründe kalkıp hastahaneye yürüyerek giden o anda bilinmese de geri dönüşü meçhul olabilecek  birinin hikayesidir. Nerden bileceğim sıradan bir göğüs ağrısı diye nitelendirdiğim bir acının gerçek anlamını. Bir gün önce işimde gücümde sosyal hayatta idim. Gün içinde plan ve programlarım vardı ancak bunların hepsi çöpe atıldı.

 

2025 yılı Ocak ayının son günü bir hafta sonu işe gitmek isterken sabaha karşı şiddetli göğüs ağrısı ile kalktım. Biraz evde oyalandım belki geçer diye olmadı doğru hastahaneye gittim. Kader çizgim rota değiştirip beni farklı limana atmıştı. Halbuki kafamda tasarladığım projelerim vardı. İlk tetkikler benim durumumun ciddi olduğunu gösterdi. Her operasyon öcesi kural gereği yapılacak işlem için onay alınır. Bu arada acil olmayan olayda hastanın düşünme payı veya alternatifleri olabilir. Benim öyle bir durumum yoktu. Ne başka bir hastahane veya doktor seçme veya birine danışma ihtiyacım için zamanım bile olmadı. Bana ne dedilerse onay verdim. Düşünecek, alternatif yaratacak fikirlere zamanım olmadığını anlıyordum. Kısaca çaresiz durumdaydım.

 

Şişli Hamidiye Etfalden Seyrantepe Etfal’e ambulansla sevk oldum. Bu vesileyle merak ettiğim ambulansta neler oluyordu sorusunun cevabı ilk ambulans maceram da son bulmuştu. Servise yatışım ile tetkiklere devam ederek anjio oluşum arka arkaya oldu. Anjiyo temiz çıkmıştı. Ben tamam yırttım bu işten diye düşünürken göğüs ağrılarımda bir azalma olmaması üzerine acil tomografiye yönlendirildim. Ben olayın ciddiyetini henüz anlamamıştım. Zira benzer olay daha önce olmuş bir özel hastahanede bana midedeki gastrik buna neden oldu denilmişti. Ben hala öyle düşünüyordum. Daha önceki deneyimimden sorun midedeki gastrit olması düşüncesiyle tomografiye el sallayarak gittim. Bu benim için filmin koptuğu anmış bilemedim. Aort damarım yırtılmış (aort anevrizma) kan kaybediyormuşum. Yaşam zamanım daralmış acil ameliyata girmem gerekiyormuş. Ameliyata 1 veya 2 saat geç girsem yaşamımı kaybedebilir mişim. Bu tip ameliyatlarda operasyon esnasında dahi sağ çıkma oranı %30 oranında ve hadi sağ çıktın yoğun bakımdasın gene tam emniyette değilsin burada da 24 saat çok önemli. Bu zaman zarfında sağ kalma oranı ise %60. Genele baktığımız zaman yaşam şansımın %10 civarında olduğu öğrendim. Benim yeni öğrendiğim diğer konu aort damarımdan kalbe giden kapaktaki yaprakçık  3 tane olması gereken bende 2 taneymiş. Onlarca chek up tan ve testten geçtim açıkçası bunu bilmiyordum. Bu durum insanlarda %2 olarak doğuştan görülüyormuş.

Bütün tedavim ve ihtiyacım yerinde zamanında olmuştu. Bu arada beni ameliyat yapan Prof. Dr. Tolga Demir Hocamız saat 20:00 da evden gelerek operasyonu yaklaşık 8 saat yönetti. Ekibi ve kendisine hayatımı borçluyum. Operasyon sırasında birde beyin cerrahı hazır olmuştu. Beyine yeterli kan gitmez ise kısmı felç söz konusu olabilirdi. Bu arada taze kana ihtiyaç oldu. Onlarca kişi kan için kuyruğa girdi. Benim operasyonun tamamlama saati olan 04:00 kadar sürmüştü. Yüzden fazla kişi hastahanede operasyonu sonucunu beklemiş bir o kadar da beni dışardan  takip etmişti. Bu durum beni çok mutlu etti. Bu olaydan çıkarılacak tek olumlu sonuç dostlarımın çokluğu olmuştur. Bu vesileyle herkese sonsuz teşekkür ediyorum.

Hani demiştik ya kimin ne zaman ne olacağı belli değil diye. 1 hafta önce bir giysi almıştım. Giysiyi giyemeden hastahane gittim. Eve gelince onu askıda gördüm. Ve halen de giymiş değilim. Düşünün hayata dair planlarınız var, gideceğiniz, giyeceğiniz, toplantılarınız vb gibi bir çok düşünce var ve aniden siz bunları bırakıp gideceksiniz. Ne garip değil mi? Hangimiz normalde ya ben az sonra ne olacağım diye düşünür. Kişisel ihtiyaçlar o an içindir ama toplumsal görevleri yerine getirmişsen seninle birlikte sonsuza kadar devam eder. Bir gün bir büyüğümle sohbet ediyoruz. Bana laf arasında dedi ki ‘’Ömer Kaptan cebindeki para senin olmayabilir farkında mısın’’. Şaşırdım nasıl yani ağabey dedim. Şöyle dedi, bunu harcayabileceğinden  emin misin? Hiç böyle düşünmemiştim. Bırakın gelecekteki kazanacağım maddi varlıkları cebimdeki paranın bile benim olamayacağını düşünmeye başladım. Ve nitekim aldığım giysiyi bile giyme nasip olmayabilirdi. Bu örneğe canlı şahit olmuştum. Benim yaşama şansımın olması, Allah’ın verdiği ömür, doktorların çabaları, dostların duaları, vücudumun dirençli olması velhasıl bir sürü etmenler benim lehime sonuçlanması sonucu olmuştu.

 

Mesleğim gereği hastalığı bir kazaya benzetirsek şöyle bir tablo ortaya çıkar. Bilirkişiler veya kaza uzmanları bir kaza olduğu zaman kaza analizi yaparlar. Burada önemli olan kazaya sebep olan kök sebep nedir araştırılır. Sonra kazaya neden olan olayları sıralar ve bu olayların hepsi aynı anda birlikte oluşması, arada bariyer olmaması durumunda kaza meydana gelir. Ara bariyeri yani kazalara neden olan sebep belirlenince bilahare önlemler buna göre alınır.  Kazaların olmaması için kaza  örneklerinden dersler çıkarılarak bazı yeni kurallar meydana getirilir. Kurallara aykırı yapılan her eylem aynı anda meydana gelirse kaza kaçınılmaz olur.

 

Kazaların bariyersiz olarak bütün açıkları geçmesine İsviçre peynirine (aralarda delikler olduğu için) benzetilir.  Örneğin iki gemi açık denizde çatışmış. Bunun kök nedeni araştırılması sonucunda Uluslararası Deniz Çatışmayı Önleme Tüzüğü kurallarını yerine getirmemek olduğu kök neden olarak anlaşılmıştır. Bunlar, yetersiz gözcülük, ses ve seda işareti vermeme, yetersiz manevra, seyir fenerlerini kullanılmaması gibi. Akabinde tali yani yan sebepler de personelin yeterli dinlenmemesi, stres ve baskı altında olup gerekli akıl yürütmeyi yapamaması gibi. İşte bütün bunlardan bir veya birkaçı aynı anda önlem alınmadan meydana geliyorsa arada bariyer olmadığında kaza denen istenmeyen hedefe ulaşılıyor demektir.

 

 

 

Peki, benim hikayemle ne ilgisi var bu olayın. Yukarıdaki denizcilik örneğini baz alırsak benim olayımda bir şekilde gemiler çatışma mesafesine geldiler. Yazı hastalığımın oluşturan bazı ihmaller oluştu. Bu esnada yapılacak manevralar çok önemli.  Hastahaneye acil yatışım, gerek tetkikler gerekse teşhis ve tedavinin zamanında olması, taze kan ihtiyacının gene zamanında tedarik edilmesi, dostların duaları, aileme operasyon sonuna kadar destek gibi bir şans ve Allah’ın lütfu ile yaşama döndüm. Elbette bunların aynı anda olması kolay bir olay değildi. Denizde olabilirdim, şahane bir ortam içinde yazlık bir yerde olabilirdim ancak saydığım imkanların bir çoğunun olmaması bu cennet ortam bile benim yaşamama katkı sağlayamayabilirdi. Kısaca İsviçre peyniri benim lehime işlemişti.

 

Dediğim gibi, bu yazım kendimi tanıtma amaçlı değildir. Zaten hayatımın hiçbir döneminde böyle bir amacım olmamıştır. Sadece, yaşanan olayın Allah göstermesin ama her birimize de olma ihtimali karşısında yaşamış olduğum duygu ve düşüncelerden ibarettir.

Bana ailem başta olmak üzere diyorlardı ki bu yaşına geldin maddi bir getirisi yok niye onca yolu tepip okula gidiyorsun, sosyal faaliyetlere katılıyorsun, çağrıldığın her yere girmeye mecbur musun, sen bu kadar arkadaşların için uğraşıyorsun onlar senin için aynı şeyleri yapar mı vb gibi. Rahmetli babam darlandığı ve ihanete uğradığı zaman derdi ki ‘İnsan oğlu çığ süt emmiş kimse bilmez fendini. Kime iyilik edersen sakın ondan kendini’’. Babam kendi çapında iyi konumdaydı, yardım ettiği bir çok kişinin ihanetine uğramıştı. Bende zaman zaman uğradım elbette. Çıkarı bitince insan başka çıkar için hemen saf değiştirir. Ancak, ben gene ‘’iyilik yapta denize at. Balık bilmezse halik bilir’’ öz deyişini kabul ettim. Başka bir öz söz der ki; ‘’seni kandırdıkları için sen aptal değilsin, kandıran kendini kurnaz sanan zavallıdır’’. Sonuçta bu sevgi ve  yardımların olması hayatımın kurtulmasının bir parçası olduğunu düşünüyorum.

 

Benim yaşayarak öğrendiğim  hayat gerçeğini özlü sözler zaten açıkça belirtmişlerdir ama ne kadar anlamışız kim bilir.

 

Kanuni Sultan Süleyman bir beytinde; Halk içinde muteber  bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sihhat gibi, diyerek sihhatın önemini vurgulamıştır.

 

Bir öz söz de şöyle der. Doğduğunda sen ağlamıştın, herkes bayram etmişti. Öyle bir hayatın olsun ki öldüğünde herkes ağlasın, sen bayram et. Bu sözü motto olarak ben yaşantımda uygulamaya çalıştım.

 

Tiyatro ve sinema sanatçısı Ali Sürmeli bir söyleşisinde söz sırasının kendisine gelmesi üzerine şöyle demişti. Benim söyleyeceğim fazla bir şey yok. Sadece diyeceğim şu ki, bir zamanlar bir alevi mezarlığına uğramıştım. Mezar taşında şu yazıyordu; İyilik iyidir. Bu söz belki bizim yazımızın bir özetidir.

 

Sonuç olarak, yaşam dostlarla güzeldir. En büyük servet maddi birikimler değil manevi birikimler ile dostlukların sayısıdır. Ahlaklı ve etik değerlere verilen önem, kurulan çıkarsız dostluklar hayat felsefemizi belirlese dünyanın daha yaşanılır olacağına inanıyorum.

 

Herkese sağlıklı, mutlu ve uzun ömürler diliyorum.

 

Kaptan Ömer ASMALI  / 5 Nisan 2025

 

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.